Gözde duyarlı film nedir

Ağtabaka gözün en önem taşıyan unsurudur. Fotoğraf makinesindeki çok duyarlı bir filme benzetilebilir. Göz yuvarının içinde ve dışında yer alan yapıların ve mekanizmaların tümü, ya ışınların doğru olarak ağtabaka üzerine düşmesini ya da ağtabakanın beslenmesini ve korunmasını sağlarlar. Görüntü ağtabaka üzerine ters ve baş aşağı olarak düşer ve buradan kafatasının ön ucundan arkasına doğru uzanan görme sinirleri aracılığıyla beyin kor teksine taşınır.Ağtabaka, sinir hücreleri ve sinir telleri, ışıktan başka hiç bir uyarıcıya cevap vermezler. Bunlar acıya karşı duyarlı değildirler. Bu sebeple ağtabaka ve ona bağlı sinirlerle ilgili hastalıkların belirtileri ağrılı değildir. Böyle hastalıkların teşhisi için, doktorun hastanın gözünü dikkatle incelemesi gerekir. Ağtabaka oftalmoskop ve başka optik aletlerle doğrudan doğruya incelenebileceği gibi, fotoğrafı da çekilebilir. Görme organı göz olmakla birlikte, aslında görüntü beyinde yorumlanır. Bu olay beynin algılama denen fonksiyonudur. Algılama, tarife, hatıralara ve geçmiş hayata bağlıyorum sonucu gerçekleşir.Göz fotoğraf makinesine benzetildiği gibi bir televizyon alıcısına da benzetilebilir. Eğer dalgalar (ağtabaka üzerindeki görüntü) kuvvetliyse, televizyon ekranındaki resim (algılama) net olacaktır. Ağtabaka 0,4 mm. kalınlığında ince bir zar olup, dış yüzeyi doğrudan doğruya damar tabakaya bağlıdır. Ağtabakanın iç yüzeyinden sonra, gözün arka kısmında, üzerinde camsı cisim olan zar gelir, Ağtabaka gözün arkasında yer alan görme sinirinin bir devamı olup, her ikisi de beynin ön kısmının uzantıları olarak kabul edilebilirler.Ağtabaka 0,4 mm. kalınlıkta olmasına rağmen. 10 ayrı kattan oluşmuştur. Bu katların en önemlisi çubuk ve konik hücrelerin olduğu tabakadır. Konilerin ve çubukların her biri ışığa karşı duyarlı olan ışık alıcı sinir hücreleridir. Bu hücrelerin her birinde ışık uyarıcısına karşı tepkileri ileten sinir iplikleri ya da aksonlar bulunur. Konilerin ve çubukların bulunduğu kat ağtabakanın en dış katıdır. Bu nedenle ışınlar, ışığa duyarlı hücrelere varmak için ağtabakanın bütün katlarından geçmek zorundadırlar.Ağtabaka yarı saydamdır ve yapısında, ışığa tutulduğunda beyazlaşan rodopsin adlı mor renkli bir kimyevi madde vardır. Işığa hassas olan bu bileşik, filmin duyar katı gibidir. Ağtabakanın merkezine yakın bir yerde sarı leke (maculalutea) diye bilinen 1,5 mm. çapından sarı bir kısım bulunur. Bu leke oftalmoskop yardımıyla kolayca görülebilir. Sarı leke, görüntünün ayrıntılarının açık seçkinliğinin ye renginin tespiti bakımından ağtabakanın en hassas kısmıdır. Ortasında çok hassas fovea çukurluğu yer alır. Sarı lekenin 3 mm. ötesinde, görme siniri yuvarı diye bilinen 1,5 mm. çapında beyazımsı bir nokta vardır. Ağtabaka bir oftalmoskop ile incelenecek olursa bu noktayı görmek mümkündür. Sadece sinir ipliklerinden oluşan ve hücre ihtiva etmeyen görme siniri yuvarı ışığa duyarsız olduğundan «kör nokta» diye adlandırılır.Foveada sadece koni hücreler vardır; sarı lekenin diğer kısmında ise konilerden başka bir miktar çubuk hücre vardır. Oysa ağtabakanın dış kısımlarında çubuk hücreler daha fazla olup, koni hücreler çok azdır. Çubuk hücreler genellikle donuk, koniler ise parlak ışıkta faaldirler. Bu sebeple ayrıntılı görüntü elde edilmesi, konilerin yoğun olduğu sarı lekenin, özellikle foveanın bir görevidir Ağ tabakanın dış kısmı ise çubuk hücrelerin bu bölgede çok sayıda bulunması sebebiyle harekete karşı hassastır; buna karşılık koni hücrelerin azlığı yüzünden renk ve ayrıntıları değerlendiremez. Örneğin karanlıkta bütün kediler insana gri renkte görünür.