Hücre cisimcikleri

Yeni buluşlar hücre zarının biyolojik fonksiyonlarının, molekül yapısıyla yakından ilgili olduğu kanısını yaygınlaştırmaktadır. Sitoplazma, önceleri birtakım biyokimyasal tepkilerin yer aldığı yarı sıvı bir madde sanılıyordu. Elektron mikroskobuyla yapılan incelemeler bu düşünceyi değiştirmiş ve sitoplazmada «iç plazma ağcığı» denilen birtakım zar katlarının yer aldığını ortaya koymuştur. Bu ağcık yer yer hücre zarıyla birleşir ve zarda delikçikler oluşturur. Böylece hücre içinde, zarındaki delikcikler yardımıyla çekirdekle ilişkide bulunan asıl sitoplazma ve hücre dışıyla bağlantı kuran bir dizi ince kanalcık veya boşluklar olmak üzere iki bölüm olduğu görülür. Hücreyi boşluklar, sitoplazma ve her ikisini ayıran zarlar üçlüsü oluşturur. Plazma ağcığının zarı, hücreyi birçok bölmelere ayırarak biyokimyasal tepkilerde yer alan moleküller için yer hazırlar.İç plazma ağcığının iç bölümlerinde ribozom denilen küre biçiminde küçük cisimcikler vardır. Protein bireşimi, aminoasitlerin ribozomlarda buraya gelmesiyle gerçekleşir. Bazı proteinler hücre yapısında kullanılırlar; geri kalanlar biyokimyasal tepkimeleri hızlandıran enzimlere dönüşürler.Protein moleküllerinin niteliklerini aminoasitlerin sıralanışı belirler. Bu sıralanış biçimiyse çekirdekten sitoplazmaya geçen RNA moleküllerinin denetimi altındadır. Ribozomlarda oluşan proteinler iç plazma ağcığının boşluklarına gider ve sitem denilen genişlemiş kofullarda depolanırlar.Ribozomların bir bölümü de sitoplazmada yer alır ve buralarda üretilen protein molekülleri, sitemlerde depolanmayıp hücre tarafından tüketilirler.İç plazma ağcığındaki Goigi cisimcikleri, hücreden çıkarılması gereken protein ve diğer maddeleri dışarı atmakla görevlidirler. XIX. yüzyılda yaşamış bir İtalyan biyologunun adını taşıyan Golgi cisimcikleri, çekirdeğe yakın bir yerde bulunurlar. Yassı zar torbacıkları biçiminde olan bu yapılar, bir fabrikanın paketleme ve dağıtım bölümü gibi çalışırlar. Sitemlerden aldıkları maddeleri, zar torbacıkları içinde hücrenin kenarlarına gönderirler. Zar torbacıklar kenarda hücre zarıyla birleşir ve içindekileri boşaltırlar. Hücrenin iç zar sistemi zaman zaman bozunan ve yeniden oluşan fakat sürekliliğini yitirmeyen dinamik bir sistemdir.Sitoplazmada yer alan bir başka tanecik topluluğu da lisozomlardır. Depolamada kullanılan ve enzim içeren torbacıklar olan lisozomların çalışmaları fosfolipid zarlarına bağlıdır. Enzimleri asitli ortamda büyük molekülleri parçalamaya yarar. Lisozomların bir görevi de enzimlerin hücreye yayılmalarını önlemektir. Fagositozla (hücre yutarlığı) hücreye alınan besinler zarla çevrili bir koful içinde tutulurlar. Lisozomlardan biri, bu besin kofuluyla birleştiğinde besinler sindirilerek, daha küçük moleküller haline getirilir ve daha sonra sitoplazmaya sızarak hücre tarafından kolaylıkla kullanılırlar. Hücreye giren toksin ve yabancı maddelere de aynı işlemler uygulanır. Zar torbacıklar içine alınan bu maddeler, depo kofullarındaki enzimler tarafından etkisiz hale getirilirler. Artık madde ihtiva eden kofullar ya hücre yüzeyinden atılırlar veya zarar vermeyecek şekilde hücrede birikirler. Ancak, bu birikimin uzun dönemde hücre bozunmasına yol açtığı sanılmakta ve bu durum, hücre yaşlanma sürecinin tabii bir sonucu sayılmaktadır. Lisozomların iyi sindirim yapabilmeleri için fosfolipid zarların, bu tanecikleri sitoplazmadan iyice ayırmaları gerekir. Hücrede fiziksel ve kimyasal zedelenmeler olduğunda, lisozom zarlarının geçirgenliği artar ve enzimler sitoplazmaya salgılanır. Bu durum hücrede bulunan başka organların sindirilmesine yol açar ve hücre ölür. Sili koz ve asbestoz gibi hastalıkların hızla ilerlemesi bu bozukluğa bağlanmaktadır.