Kemikde ki mineral kristaller

Kemik büyük ölçüde işlevsel farklılaşmaya uğramış bir bağ dokusudur. Ağırlığının yüzde altmış beşi mineral, geri kalanı ise organik dokulardır. Kemiklerin hücreler, hücreler arası dokular, hücreler arası lifler ve mineral tuzları olmak üzere dört bölümden oluştukları söylenebilir. Bu bölümlerin arasında sıkı ilişkiler vardır.Kemik hücrelerinin osteogen, osteobigst, osteosit ve osteo?klast olmak üzere dört türü vardır. Genellikle kemik yüzeyine yakın noktalarda yer alan osteogen hücreleri, kan damarlarıyla ilişki kurarlar. Bu hücreler vücudun bağ dokusu içeren öteki bölümlerinde de görülürler. Uyarıldıkları zaman bölünürler; bu bölünme sırasında kan damarlarından kan elde ederlerse yavru hücreler osteoblasta dönüşür. Kan damarları olmadığı zaman, kıkırdak üreten kondroblast hücreleri oluşur.Bölünmeyen hücreler olan osteoblastlar, kemik üreten yapılardır. Osteoblastlar hem hücreler arasında bulunan madde (matriks) yi, hem de kireçlenmenin meydana geldiği kollageni üretirler. Osteoblast hücreleri ürettikleri bu maddelerle sıkı sıkı sarılınca, kemik üretimi kendiliğinden sona erer. Osteoblastın bu evresine osteosit denir. Osteoblastların yüzeyinde kalan bir hücre katı, osteosite dönüşmez, Bu kat, kemiği, kemik iliğinden ve öbür dokulardan ayırır. Böylece, kemiğe giren ve çıkan her şey önce osteoblast hücrelerinden geçerek denetlenmiş olur.Osteositi öbür hücrelerden ayıran şey, kemik içinde yer alışıdır. Ancak bu durumuyla bile, diğer hücrelerle ilişkisini sürdürür. Kanalikül denilen çok ince kanallar osteositleri, öteki osteositlere ve kemik yüzeyindeki osteobiastlara bağlar. Osteositler, bu ince kanalcıklar yardımıyla besin maddelerini alır, artıkları atar ve kemiğin diğer bölümleriyle haberleşirler.Kemik dokusunun yok edilmesi gereken durumlarda, osteogen hücreleri, birçok yavru hücre üretirler. Bunlar bir araya toplanarak çok hücreli dev bir hücre olan osteoblastı meydana getirirler. Bu hücrenin görevi, kemik dokusunu tahrip etmektir. Bu işlevini, kireçlenmeye uğramış matriksi zedeleyerek yerine getirir.Kemik içinde yer alan osteositler süreklilik gösteren ¡elatinimsi bir madde içinde bulunurlar. Bu madde, hücreleri, lifleri ve tuz birikimlerini birleştirdiği gibi, doku akışkanlarının ve hücre ürünlerinin serbestçe yayılmasını da sağlar.Bütün yoğun bağ dokularında olduğu gibi, kemiklerdeki lifler de son derece belirgindir. Bu lifler, bir tür protein olan kollagenden oluşmuşlardır. KolIagen, matriksin yüzde doksanını meydana getirir. Bu protein kemik hücreleri tarafından salgılandıktan sonra, hücre dışına çıkar. Birçok kollagen molekülü burada bir araya gelerek teller oluştururlar. Bu tellerden meydana gelen demetlere kollagen lifleri denir. Kemiğin katılığı bu liflerin düzenleniş biçimiyle yakından ilgilidir.Kemikteki mineral depoları, lifler üzerinde yer alan kalsiyum fosfat kristalleridir. Bu kristallerin altı yüzeyi vardır ve uzun eksenleri kollagenli liflere doğru dönüktür. Salt kalsiyum fosfattan oluşmayıp başka tuzlar da içerirler. Kristallerin bu biçimi ve iri oluşları, kemiklerle hücre dışı sıvılar arasındaki tuz alışverişi için çok uygun bir ortam sağlamaktadır.Kemiklerdeki; mineral birikiminin kemik hücreleri etkinliğinin bir sonucu olup olmadığı henüz kesin olarak bilinmemektedir. Minerallerin doku akışkanlarından sızarak birikme olasılıkları da vardır. Geliş yolları ne olursa olsun kalsiyum ve fosfor kemiklere sürekli ve düzenli bir biçimde yerleşmekte ve böylece başka dokularda toplanarak zarar vermeleri önlenmiş olmaktadır.